Şanlıurfa’da Gezilecek 10 Yer

KUR HESAPLA

loading
13.3.2021
Şanlıurfa’da Gezilecek 10 Yer

                                                                   Peygamberler Şehri Şanlıurfa’da Gezilecek 10 Yer

Ülkemizin tarih kokan, her bir köşesinde kahramanlık hikâyeleri taşıyan en eski ve en güzide illerinden bir tanesi Şanlıurfa. Türkiye’nin en büyük 7. ve en kalabalık 8. ili olarak halk arasında Urfa adıyla bilinen Şanlıurfa, yaklaşık 19500 kilometrekarelik yüzölçümü, 510 metrelik rakımı ve 13 ilçeden oluşan şehir yapısı ile ülkemizin Güneydoğu Anadolu bölgesinde yer alan bir sınır şehridir.

Yurdumuzun her bir şehri, her bir bölgesi gerek zengin tarihi, gerekse doğal güzellikleri ile dopdoludur. Şanlıurfa’nın bu zengin miras içinde ki yeri ise milattan önceye dayanan kadim tarihi, farklı kavimlere ev sahipliği yapmış yerleşkeleri, kahramanlık hikâyeleri ile bezeli kurtuluş mücadelesi ve en önemli özelliği olarak, birçok peygambere ev sahipliği yapması ile bölgenin öne çıkan şehirleri arasında yer alıyor.

Şanlıurfa Kuruluş Tarihi

Şehrin kuruluş tarihi tam olarak bilinmemekle birlikte, yapılan araştırmalar şehrin Nuh tufanı sonrasında kurulan ilk yerleşim yeri olduğuna işret etmektedir. Şanlıurfa tarih boyu, doğu ve batı arasında hem bir köprü olmuş, hem de kültürlerin maddi-manevi sentezini içinde barındırın derin bir mirasın ev sahibi olmuştur.

Hem kültürel hem ekonomik olarak kurulan bu bağın, günümüze uzanan tarihi içerisinde, kentin en önemli özelliği farklı dinleri ve inançları topraklarında barındırıyor olmasıdır. Peygamberler şehri olarak nitelendirilmesi; Hz. İbrahim Halil, Hz. Eyüp, Hz. Musa, Hz Yakup, Hz Şuayip, Hz. Elyasa gibi çokça peygambere ev sahipliği yapması, Hz Âdem’in çiftçilik yaptığı yer olması niteliğine dayanır. Şanlıurfa hem Müslümanlar, hem Musevi ve Hristiyanlar için önemli bir kenttir.

İnanç Turizmi Başkenti

Şanlıurfa, inanç turizmi için başkent sayılabilecek nitelikte kadim bir tarihe ve kültürel mirasa sahiptir. Kent dört bir yanı cami, türbe, kale ve surlar, çarşılar, evler, konaklar, çeşmeler, hamamlar, su kemerleri, köprüler, göller, mağaralar, antik kalıntılar gibi sayısız eserle çevrilidir. Yüzyıllar boyunca üzerinde yaşayan toplulukların bıraktığı miras, sadece mimari de değil, yemek kültürü ve ticarette de gözlemlenebilir durumdadır.

Şehir doğu-batı sentezinin en güzel örneklerinden kent silueti ile turizmin gözde noktaları arasındadır. Peygamberlerin, şehrin tarihi içinde oynadığı rol, bu topraklar üzerinde gösterdikleri varlık ve onların varlığı ile yaşanılan mucizevi olayların bıraktığı izler, şehre mistik bir hava katmaktadır. Şanlıurfa insanlığın doğuşu ve bu zamana süre gelen haliyle, hala ayakta duran yapıları ve günümüze kalan efsaneleri ile görülmeye değer bir kenttir.

Urfa’nın ‘ŞANLI’ Ünvanı Alması

Kurtuluş Savaşı, yurdun dört bir yanında çocuk, kadın, yaşlı demeden her vatandaşın mücadelesi ile kazanılan tarihi bir zaferle sonuçla sonuçlandı. Bu tarihi mücadelede vatanın her bir toprağı ve tüm insanları kıymetliydi. Verilen özgürlük mücadelesinde bazı şehirler adından daha fazla söz ettirdi. Urfa, Kurtuluş Savaşı sırasında gösterdiği kahramanlık neticesinde ‘Şanlı’ ünvanı ile mükâfatlandırıldı. Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 22 Haziran 1984 yılında kent, Urfa isminin önüne Şanlı unvanının verilmesi ile Şanlıurfa olarak kullanılmaya başlandı. Kurtuluş Savaşı’nda canla başla hizmet veren şehit ve gazilerin bu unvanı şehre kazandırma da kahramanca mücadeleleri rol oynadı.

Şanlıurfa kenti tarih boyunca oynadığı stratejik, ekonomik ve inanç değeri yüksek rolünü günümüze 329 tarihi ev, 39 cami, 12 han, 15 köprü ve daha çokça eserle günümüze taşımayı başarmış durumdadır. Bu eserlere eşlik eden mağara, höyük, göl gibi yeryüzü şekilleri ve bunların rivayet edilen hikâyeleri ile tanıklık ettiği peygamberler tarihi, şehre kadim bir miras olarak yansımaktadır.

Kentin En Gözde Gezi Noktaları


urfa balon gazisi


Şanlıurfa günümüzde yapılan kazı ve tarihi araştırmalar sonucu yeni keşfedilen, çalışmaların hala devam ettiği Göbeklitepe ile ön plana çıksa da, yıllardır ev sahipliği yaptığı uygarlıklarının miras bıraktığı tarihi yapılar ve peygamberler şehri olma ünvanı ile hem yerli hem yabancı turistlerin dikkatini üzerine çeken görülmesi gereken bir şehrimizdir. Şehrin gezip görülecek tarih kokan, insanı manevi olarak huzur ile besleyen sayısız yeri ve yapısı bulunmaktadır.

Tescilli 1100 eser ile ziyaretçileri tam bir kültür doygunluğu yaşatan şehrin en çok ziyaret edilen noktalarını ise; Göbeklitepe, Balıklıgöl, Hz. İbrahim’in Mağarası,  Hz. Eyüp Sabır Makamı, 12 Havari Kilisesi, Halfeti Antik Kenti, Urfa Kalesi, Kızlar Sarayı, Şanlıurfa Arkeoloji ve Mozaik Müzesi olarak sıralamak mümkündür.

Hiç şüphesiz tarihi kalıntılardan dini yapılara, su oluşumlarından baraj ve köprülere, kalesinden müzeleri kadar sayısız turizm noktası bulunmakta ve imkânı olan herkesin, her birini görmek için vakit ayırması gerekmektedir. Gez gez bitmeyecek, her metrekaresinde ayrı bir yolculuğa çıkılacak bu kadim kenti ziyaret etmek için gezi listenizin ilk sırasında konumlandırabilirsiniz.

Şanlıurfa Göbeklitepe

Şanlıurfa il merkezine yaklaşık 20 km mesafede ören yeri statüsünde olan Göbeklitepe, Dua Tepe olarak da bilinir. Kazı çalışmaları halen daha devam etmekle birlikte, tarihin ilk yerleşim yeri ünvanını almış bölge, ziyarete açık durumdadır. T şeklindeki 10-12 dikilitaşın yuvarlak oluşturacak şekilde dizilmiş yapısı arasında taş duvarlar yer almaktadır. Yapının merkezinde karşılıklı olarak iki dikili taş yer alır. Bu taşlar diğerlerine göre daha yüksek ve dikkat çekicidir. 

Göbeklitepe, dünya mirası sit alanı olarak belirlenmiş ve tarihin bilinen en eski kült yapılar topluluğu olarak Unesco listesinde yer almaktadır. Bölgenin tarihi geçmişinin 12 bin yıl öncesine dayandığına ve insanlığın ilk yerleşim yeri olduğuna yönelik bilgilerin edinildiği çalışmalar halen daha devam etmektedir. Dikili taş yüzeyinde yabani hayvan figürleri vardır. Belirgin ve büyük ebatlarda ki bu figürlere insan figürleri, el ve kol figürleri, kabartmalar ve oymalar eşlik eder.

Göbeklitepe Taşlarının Özellikleri

Taşlar uzunluk ve ağırlıkları ile dikkat çeker niteliktedir. Taş uzunlukları 3 ile 6 metre olarak ölçülürken 40 ile 60 ton ağırlığında olduğunda bilinmektedir. Bölgede tapınak kalıntıları ve insan heykeli de çıkartılmıştır. Neolitik çağa dayanan eserlerin çıkartılma çalışmalarının daha uzun yıllar süreceği ön görülüyor. Bölge hem yerli turistlerin hem de yabancı turistlerin ilgi odağı. Unesco listesine giren 18. yer olarak Göbeklitepe üzerinde yapılan çalışmaları tüm dünya yakından takip ediyor. Şanlıurfa’ya ayrı bir zenginlik katan bölgeyi mutlaka ziyaret etmelisiniz.

Şanlıurfa Balıklıgöl


Şanlıurfa’nın en çok ziyaretçi çeken Balıklıgöl, Hz. İbrahim’in ateşe atıldığı yer olarak bilinir. Kent merkezinde yer alan Halil-ür Rahman ve Ayn-ı Zeliha gölleri olarak da bilinir. 150 metrelik bir uzunluğu ve 30 metrelik genişliği bulunana göl derinliği en 3 ila 5 metre olarak ölçümlenmiştir. Balıklıgöl platosu içinde bu iki göl ve Hz. İbrahim’in doğduğu mağara ve dönemin önemli din âlimi Beddiüzaman Said Nursi’nin ilk defnedildiği mezar yer alır.

Kutsal Balıklar Efsanesi

Balıklıgöl içinde yer alan sazan balıklarına kutsallık atfedilmiş ve efsane ile özdeşik olarak hürmet gösterilmektedir. Anlatıya göre Hz. İbrahim, dönemin hükümdarı Nemrut tarafından Urfa Kalesi’nden aşağı, ateşe atılır. Hz. İbrahim’in yaşadığı bu hadisenin gerekçesi ise hükümdar Nemrut’un ve halkın putperestliği ile mücadele etmesidir. Hz. İbrahim üç semavi din içinde kıymetli bir peygamberdir. Döneminde tek tanrı inancını yaymak için çaba göstermiş ancak hükümdarın kendini kaleden ateşe atması ile cezalandırılmıştır. Mucize bu olay devamında yaşanmış bu güne kadar gelen kutsal bir yer olarak anılan Halil-ür Rahman gölü oluşmuştur.

Şanlıurfa Balıklıgöl’ün Manevi Huzuru

Rivayet odur ki Hz. İbrahim’in kaleden aşağı atılması ile düştüğü yerde bulunan ateş suya dönüşür. Allah’ın ateşe ‘İbrahim’e karşı serin ve merhametli ol.’ emri vermesi ile gerçekleşen mucize ile ateş su olur. Ateş içindeki odunlar ise balığa dönüşür. Hz. İbrahim sağ olarak bir gül bahçesi içerine düşer. Burası Halil-ür Rahman Gölü’dür. Rivayetin devamı ise Ayn-ı Zeliha Gölü’nün oluşma hadisesidir. Hükümdar Nemrut’un kızı Zeliha, Hz İbrahim’e inanmakta ve onu çok sevmektedir. Bu sevgi ve inanç ile ateşe atılma hadisesine dayanamaz ve Hz. İbrahim’in peşinden o da ateşe atlar. Düştüğü yerde göl oluşur.

Bu kutsal anlatının geçtiği Balıklıgöl yılın her mevsimi yerli ve yabancı ziyaretçiye ev sahipliği yapar. Kandil, bayram gibi dini özelliği olan günlerde ziyaretçi sayısında belirgin bir artış yaşanır. Balıklıgöl platosunun güzelliği, göller ve içinde ki balıkları bir yana, atmosferini saran manevi his ile inancı ne olursa olsun herkesi etkisi alır niteliktedir.

Şanlıurfa Kalesi




Günümüzde açık hava müzesi olan Urfa Kalesi, kent merkezine bakar. Hz. İbrahim’in ateşe atıldığı rivayet edilen tepe üzerine konuşlanmış kale, antik dönem eserlerindendir. Kalenin günümüzde görülen duvarlarının ise Abbasiler zamanında yapıldığı bilinmektedir. Urfa Kalesi’nin tarihi milattan önce zamanda Abgarlar (Osrehoene) dönemine dayanmaktadır. Dönemde Bizans İmparatorluğu hâkimiyeti bulunmaktaydı. Damlacık Dağı eteklerinde inşa edilen kale yuvarlak planlıdır. Bir tarafı düzgün kesin kalker taşları ile diğer yanı kayadan oyma hendeklerle çevrilidir. Kalenin bir cephesi ise sarp kayalıktır.

Şanlıurfa Kalesindeki Kitabeler

İç kaleye, batıdan dağ içinden yapılmış basamaklar ile giriş sağlanabildiği keşfi yakın tarihte yapılmış olup, bu bölge de ziyaretçiler için açılmıştır. Kale içinde iki dikili taştan oluşan ve Süryanice yazılmış bir kitabe bulunmaktadır. Dikili taşların daha fazla sayıda olduğu düşünülmektedir ancak günümüze sadece iki tanesi kalmıştır. Kitabede bahsedilen heykele kale içinde rastlanmamıştır. Urfa Kalesi geçmişe uzanan köklü tarihçesi ile Bizans, Roma ve Osmanlı eserlerini ve etkilerini içinde barındıran zengin bir kültürel mirastır. Kale tarihi ve kalıntılarla ilgili hala çalışmalar yapılmaktadır.

Şanlıurfa Kalesinin Bölümleri

Urfa Kalesi iç ve dış kalesi olarak iki bölümdür. İç kale yuvarlak plan içinde oluşturulmuşken, dış kale dörtgen şeklindedir. Urfa Kalesi her ne kadar çoğu yıkılmış durumda günümüze ulaşsa da, iç ve dış kale yapıları ile Harran Kapısı, Mahmutoğlu kulesi ve bazı burç yapıları görülebilir niteliktedir. Kenti ziyaret eden ve Urfa Kalesi’ni görmek isteyen turistler Eyyübiye istikametinde ki toplu taşıma araçlarını kullanabilirler. Kendi özel imkânlarınızla da ulaşabileceğiniz rahat bir ulaşım konumunda olan Urfa Kalesi güzergâhı üzerinde Halil-ür Rahman, Mozaik Müzesi, Sakıp’ın Köşkü gibi durakları ve bu duraklardaki diğer tarihi yapılar bulunmaktadır.

Şanlıurfa Halfeti Antik Kenti

Halfeti Antik Kenti denince akla gelen ilk iki şey Fırat Nehri ve siyah güllerdir. Çok sayıda medeniyeti ağırlamış kent günümüzde büyük kısmı Fırat Nehri üzerine kurulan baraj suları altındadır. Sadece doğanın değil tarihinde baskın etkisi altında ki, bu görülesi antik kent için özel bir zaman ayırmanız tavsiye edilir. Halfeti Antik Kenti’nin tarihi milattan önce 855 yıllara deyin uzanır. Tarih boyunca ev sahipliği yaptığı medeniyetler tarafından faklı isimlendirilmiş olsa da günümüzde Halfeti adı ile bilinen yer, görkemli yapısı ile ziyaretçilerini ağırlıyor. Halfeti Antik Kenti’ni; Arapların Katül Rum, Yunanlıların urima, Süryanilerin kala Rhumeyta olarak isimlendirdiği bilinmektedir.

Halfeti Antik Kenti kent merkezine 120 kilometre mesafededir. Batık kent olarak anılan tarihi kent GAP projesi kapsamında büyük çoğunluğu sular altında kalmıştır. Kentin sular altında kalacak olması ile ilgili bir dönem gündem olması, dikkatleri tekrar üzerine çektirse de baraj, sular altında kalmaktan kurtulamamıştır. Kentin birçok Roma kalıntısı sular altındadır. Bu kalıntılarında ziyaret edilmesi ve bu haliyle turizme kazandırılması için su altı projeleri geliştirilmesi için talepler bulunmaktadır.

Şanlıurfa’da Yeni Halfeti’nin Doğuşu




Baraj suları ile büyük çoğunluğu yok olan kent Eski Halfeti’nin yaklaşık 15 kilometre ilerisinde Yeni Halfeti olarak tekrar kurulmuştur. Halfeti Antik Kenti konum itibari ile Gaziantep şehrine daha yakın olsa da Şanlıurfa il sınırları içerinde yer alır. Halfeti, Fırat Nehri ile birlikte Anadolu ve Mezopotamya topraklarının kesiştiği ihtişamlı bir tarihe sahip bölgede yer alır. Tarihte bilinen adıyla Rumkale zamanın ticaret yolu üzerinde ki önemli bir durak olarak birçok farklı medeniyetin geçiş noktası olmuştur.

Halfeti’ye ulaşım oldukça kolaydır. Bölgeye otobüs ya da özel araç ile gidilebileceği gibi turlar aracılığı ile de bu tarihi yeri deneyimlemek mümkün. Halfeti ‘Karagül Diyarı’, ‘Kayıp Kent’, ‘Batık Kent’ tanımlamalarının hakkını veren doğal ve mimari güzellikleri ile ziyaretçilerini tam anlamıyla büyüleyen özel bir yer. Halfeti ziyaretinde her bir noktasını doyasıya izleminiz, baraj gölü üzerinde tekne gezisi yapabilirsiniz.

Halfeti size, Rum Kalesi, Aziz Nerses Kilisesi, Asma Köprü, Barşavma Kilisesi gibi tarihin buram buram koktuğu yapıları cömertçe sunacaktır. Bölge dört mevsim ziyarete açık olsa da kış aylarının tercih edilmemesi keyifli bir gezi için önemlidir. İlkbahar ve yaz ayları hatta sonbahar başlangıcı Halfeti’nin doyasıya keyfini çıkartmak için en uygun zamanlar.

Şanlıurfa Kızlar Sarayı

Saray Kasr-ul Benat adıyla da bilinen Kızlar Sarayı yapım yılı hakkında kesin tarihi bilgilere ulaşılamamıştır. Günümüzde Kızlar Sarayı ne yazık ki atıl durumda bırakılmıştır. Tarihten bu güne kalan belirgin yapıları ne yazık ki yoktur. 1905 yılında Kızlar Sarayı’nı fotoğraflayan İngiliz Gertrude Bell, burada ki anıtsal yapıları ilk inceleyen kişi olarak tarihte yerini almıştır. Bölgede ki tarihi yapıları araştırıp fotoğraflayarak bu güne kalan belgeler bırakan İngiliz asıllı Bell ‘in araştırmaları sonucunda burada yer alan anıtsal yapılar üzerinde Süryanice yazıtlar olduğu görülmektedir.

Bu anıtsal yapıların ve yazınların bir benzeri Şanlıurfa’nın bir diğer önemli yeri olan Soğmater ören yeri içerisinde bulunan anıtlardır. Soğmater ören yerinde yer alan bu yazıtların olduğu tepe, Yazıtlar Tepesi olarak bilinmektedir. Tarihi tanımlaması ve tanıtılması açısından kentin diğer bilinen ziyaret noktalarına göre daha geri planda kalmış olsa da Kızlar Sarayı kent ziyaretinde uğranacak noktalardan biridir. Kızlar Sarayı Viranşehir ilçesinde yer alır. Kızlar Sarayı Binekli Köyü’ne 3 kilometrelik mesafededir.

Şanlıurfa’da Görülmeye Değer Bazda Mağarası

Bazda Mağarası aslında bir taş ocağı yapısıdır. Geçmişi, bilinen tarih olarak 13. Yüzyıla uzanan taş ocağı işletmesinin o dönem kimlerin işletildiği mağara içindeki kaya ve duvarla Arapça olarak yazılı kitabeler içinde geçmektedir. Bu tarihi taş ocakları Harran-Han el-Ba'rur yolu üzerinde yer alır ve yolun her iki tarafına yayılmış durumdadır. Şuayb Antik kenti, Soğmatar turizm yolu 15. Kilometresi itibari başlar. Tarih boyunca çevre yerleşim yerleri olan Harran, Şuayp şehri ve Han el-Ba'rur merkezlerine bu taş ocaklarından taşlar taşınarak bölgenin yapı inşaatları gerçekleştirilmiştir.

Bazda Mağarası tarihi taş ocakları içi oldukça geniş ve dağ içine uzanan derinliktedir. Bazda mağarası içinde, yüksekliği 15 metreyi bulan ayaklarla iki katlı ve büyük meydana sahip alanlar, uzun tüneller ve galeriler bulunmaktadır. Dağın cephesinden yontulan taşların içeride açtığı boşluklar ve bunların dönem işletmeleri tarafından şekillendirilerek tam faaliyetle uzun süre çalıştırılan taş ocakları günümüz turistleri için benzersiz bir deneyim sunmaktadır.

Bazda Mağarası İçerisinde Medeniyet İzleri

bazda mağarası urfa


Bazda Mağarası içinde kaya üzerlerine yazılan kitabeler taş ocağı tarihi hakkında bilgi vermektedir. Bazda Mağarası ayrıca Albazd, Elbazde ve Bozdağ Mağaraları isimleri ile de bilinir. Hem mağara özelinde hem de kent genelinde ki tarihi yapıların farklı isimlerle anılması üzerinde yaşayan her bir medeniyetin bıraktığı izlerin en belirgin yansımasıdır. Kendisine hayran bırakan genişlikte ve dağın farklı yerlerine çıkışların bulunduğu tünelleri ile tarihi taş ocakları arasında hatırı sayılır bir yere sahip olan Bazda Mağarası taş ocağının Abdurrahman el-Hakkâri, Muhammet İbn-i Bakır, Muhammed el-‘Uzzar tarafından işletildiğine dair yazılı kaynaklar bulunmaktadır.

Şanlıurfa Arkeoloji ve Mozaik Müzesi

Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi 30 bin metrekarelik kompleks, müze alanı ile bir ilk olma özelliği taşımakta ve ülkemizin müze değerleri arasında müstesna bir yere sahiptir. Ana sergi salonu sayısı 14 olup 33 adet canlandırma alnı bulunan müze değerli tarihi eserlerle doludur. Müze kompleksi içerisinde arkeopark alanı bulunur ve bu alan kazı eğitim çalışmalarına ev sahipliği yapmaktadır. Kronolojik sıralama ile ziyaretçilerin ilgisine sunulan tarihsel mimari örnekleri olan yapı örnekleri de yine bu alan içerisinde yar alır.

Sergi alanında ki eserler de tarihi sıralama yapılmış halde yer alır ve Şanlıurfa tarihinin dayandığı Neolitik ve paleoitik çağ örneklerinden kalkolitik, tunç devri, Helenistik dönem, Roma, Bizans, Osmanlı dönemine ait çok sayıda yapı ve alet örnekleri sergilenmektedir.  Sergiler hem meta hem canlandırma olarak ziyaretçilerin beğenisinde sunulurken, Göbeklitepe kazılarından çıkartılan tarihi değerler de burada sergilenmektedir. Müzenin ilkleri arasında yer alan ‘Balıklıgöl Adamı Heykeli’ bilinen en eski gerçek heykel olma özelliği ile müzenin en değerli parçasıdır.

Şanlıurfa Müzelerinde Sergilenen Eserler

Müze de sergilenen eser çeşitliliği ve tarihi değeri ile uluslararası önem taşımaktadır. Şanlıurfa ya kurulan barajlardan dolayı su altında kalan yerlere ilişkin kurtarma çalışmaları eserlerinde, Harran ve çevresinde yapılan kazılar sonucu elde edilen eserlere kadar tarihi bir müze olma hakkını dolu dolu teslim eden mekânda irili ufaklı çok sayıda eser ziyaretçilerini ağırlıyor. Müze ziyareti yapmadan önce müzenin çalışma gün ve saatlerinin güncel değerlendirilmesinin yapılması önemlidir.

Müzeye, müze kart ile giriş yapılabilmekte ve tek girişte bahçe içinde ayrı bir bina da bulunan Halepli Bahçe Mozaik Müzesi’ni de ziyaret edilebilmektedir. Şanlıurfa Arkeoloji ve Mozaik Müzesi’ne ulaşım oldukça kolaydır. Müze Eyyübiye ilçe merkezinde yer almakta ve toplu ulaşım dâhil olmak üzere araç ve mesafeye göre yaya ulaşımı için elverişli bir konumdadır.

Şanlıurfa Tarihi Çarşıları


Bir kentin en cıvıl cıvıl, en çok ziyaretçisi olan, hem kentin genel yapısının hem üzerinde yaşayan medeniyetlerin, güne yansıyan kültürlerini barındıran el işçiliği ürünleri, süs eşyaları, giyim eşyaları gibi ürünleri hem de yeme içme zenginliğini yansıtması açısından çarşılar çok önemlidir. Tarihi çarşı statüsünde hem mimarisi hem dükkânları ile küçük büyük yerli yabancı herkesin ilgi odağı çarşılar üzerinde birleşir. Şanlıurfa tarihi çarşı varlığı açısından da zengin bir şehirdir.

Tarihi Kapalı Çarşı, Bakırcılar Çarşısı, Gümrük Han, Halıcılar Çarşısı ve Dergah Çarşısı mutlaka gezilmesi yerler arasındadır. Çarşı içinde çeşitli dükkânlardan ihtiyaç dâhilinde alışveriş yapılabileceği gibi tarihi ve yerel ürünler hatıra ya da hediyelik eşya olarak temin edilebilir. Urfa lezzetlerinden olan mırra, melengiç gibi içecekleri tarihi çarşı içlerinde otantik mimari eşliğinde içerek yorgunluk atabilirsiniz. Çarşıların her birinin adını alan yerel zanaat ürünleri görülebilir ve ustaları ile keyifle sohbet edilebilir.

Şanlıurfa’nın genel dokusunu çarşı atmosferi içinde solumak mümkündür. İş hanları ve ticaret merkezi olarak farklı iş kolları ile adlandırılmış çok sayıda çarşı, Şanlıurfa kent merkezinde kolay ulaşılabilir durumdadır. Tarihi çarşıların Osmanlı mimarisini yansıtan otantik yapıları ve çeşitli iş kollarına ait dükkân çeşitliliği ile ziyaretçilerine keyifli, huzurlu ve tatminkâr bir alış veriş keyfi yaşatan çarşılardan hemen her ürünü temin etmek mümkündür.

Şanlıurfa’nın En Güzel Medreseleri

Şanlıurfa cami ve medrese çeşitliliği fazla olan ve tarihi yapıları kent merkezinde koğuşlanmış ender kentler arasındadır. Yerli ya da yabancı fark etmeksizin, şehre gelen her turist bu tarihi yapıları keyifle ziyaret eder. Cami ve medreseler ise ayrı bir önem taşır. En çok ziyaret edilen Eyyübiye Cami ve Medresesi, Halil-ür Rahman Medresesi’dir. Halil-ür Rahman Medresesi, Balıklı göl kenarında yer almaktadır. L şeklinde düğün kesme taşlardan oluşan yapı 1775 yılında yapılmış olup 1871 yılında onarılmıştır.


Balıklıgöl su kaynağının medrese altından geçtiği ve gölün bu şekilde beslendiği bilinmektedir. Eyyübiye Medresesi ise şehrin değerli bir başka tarihi yapısı olup ilk yapıldığı tarihten bu güne kalan 1191 yılına ait bir kitabe bulunmaktadır. Medresinin bugün ki görünür mimarisi ise 1781 yılında inşa edilen yapıdır. Bu yıla ait çeşme ve kitaplık medresenin en ilgi çeken alanlarıdır. Her iki medreseye de toplu ulaşımla gitmek mümkündür. Bunların dışında Halil İbrahim Medresesi ve Rızvaniye Medresesi’ de kıymetli yapılar arasındadır.

Şanlıurfa’da İnanç Turizminde Görülmesi Gereken Camiler

Şanlıurfa cami varlığı açısından da oldukça zengindir. Kent merkezi 36 adet cami ve mescide ev sahipliği yapar. Arabi Camii, Asım Paşa Mescidi, Behramlar Camii, Çakeri Camii, Dabbakhane Camii, Eski ve Yeni Ömeriye Camii, Hacı Lütfullah Camii, Hacı Yadigar Camii, Halil-ür Rahman Camii, Hasan Padişah Camii, Hayrullah Camii, Hekim Dede Camii, Hızanoğlu Camii, Hüseyin Paşa Camii, Hüseyniye Mescidi, İmam Sekkâki Camii, Kadıoğlu Camii, Kara Musa Camii, Kıbrıs Mescidi, Kutbeddin Camii, Mevlid-i Halil Camii, Mevlevihane Camii, Miskinler Mescidi, Müderris Camii, Narıncı Camii, Nimetullah Camii, Nur Ali Mescidi, Pazar, Rızvaniye Camii, Siverekli Mescidi, Şehbenderiye Camii, Toktemur Mescidi,  Ulu Cami, Yusuf Paşa Camii bu eserlerdendir. Her biri ayrı ayrı ilgiyi hak eden camilerin inanç turizminde ki yeri oldukça fazladır.

Eyüp Peygamber Camisi inanç turizmine hizmet eden ve ön plana çıkan camilerdendir. Kutsal kaynaklara göre Eyüp peygamberin hastalığı boyunca kaldığı çile mağarası, sırtını dayadığı sabır taşı, Allah’ın Eyüp peygambere gönderdiği şifalı su Hz. Eyüp Makamı olarak şehir merkezinde ki yerde turistlerin uğrak noktalarından biridir.

Şanlıurfa’da Bulunan Manastırlar

Şanlıurfa gezisi için belirlenecek gezi noktaları sayısı o kadar çok ki, bunlardan hangisini ilk beş ya da ilk on olarak belirleseniz diğerlerine haksızlık olur. Bunun nedeni, insanlığın ilk tarihlerine uzanan ve Anadolu ile Mezopotamya arasında tam bir köprü bağlantısı olan, binlerce yıllık farklı medeniyetlerin geçişini taşında, suyunda, havasında barındıran kentin tüm değerleri özel ve birbirinden değerli olmasıdır.

Şanlıurfa sadece Müslüman toplumlar için değil, Musevi ve Hristiyanlar içinde kutsal topraklar arasındadır. Bu anlamda şehirde kilise ve manastır yapıları da öne çıkıyor. En çok ziyaret edilen öne çıkan kilise ve manastırlar ise Aziz Petrus ve Aziz Paulus Kilisesi ki Rejji Kilisesi olarak da bilinir. Yakup Manastırı, Rahibeler Kilisesi ve Germuş Kilisesi’dir.

Şanlıurfa’da Kiliselerin Günümüzde Kullanımı

Reji Kilisesi, 6.yüzyıla ait bir kilisenin kalıntılarının üzerine 1861 yılında yeniden inşa edilen yapıdır. Hz İsa’nın iki havarisi olan Aziz Petrus ve Aziz Paulus hatırası için yapılmış ve aktif kullanımı Süryanilerin Halep’e göçlerine kadar sürmüştür. Tarihi süreç içinde, üzüm deposu ve tütün fabrikası olarak hizmet veren yapı günümüzde, Vali Kemalettin Gazezoğlu Kültür Merkezi olarak etkinliklere ev sahipliği yapmaktadır.

Yakup Manastırı, halk arasında Nemrut’un Tahtı olarak bilinir ve şehir merkezine yakın konumdadır. Manastır içinde yazıt ve kitabeler bulunmaktadır. Bunlar üzerinde yapılan araştırmalar yapının 2. Yüzyıla değin bir geçmişinin bulunduğuna işaret eder. Yazıtlarda dikkat çeken ise kullanılan dilin Süryanice, Yunanca ve Pamyra dillerinde meç edilerek yazılmış olmasıdır.

Germuş Kilisesi ise adını aldığı Germuş Dağı eteklerinde kurulu Germuş köyünde, merkeze yaklaşık 10 km mesafede yer alır. Kilise, akarsu ve toplantı meydanı ile kilise alanı olarak yerleşkelenmiştir. Bu bölgenin tarihteki bir başka önemi ise Atatürk zamanına dayanmaktadır. 1. Dünya Savaşı sırasında Suriye cephesine hatırı sayılır katkı sağlayan Acemi Sümer Paşa’ya hibe edilen köy olma özelliği taşımaktadır.

Şanlıurfa’da Başka Neler Var?

Şanlıurfa tarihin cömert davrandığı, maneviyatın yüksek yaşandığı eser ve mekânların çokça olduğu bir kenttir. Kenti, müzeler kenti olarak tanımlamak da mümkündür. İçerisinde bulunan müzeler ve bu müzelerde sergilenen eserlerin hem tarihi, hem arkeolojik değeri hayli yüksektir. Hem açık hava hem kapalı mekân müze değeri yüksek olan kentte yer alan sanat galeri bölgenin en büyük sanat galeri olma özelliği taşımaktadır. Bu sanat galerisi, birçok değerli esere ve sunuma ev sahipliği ve açılan kurslar sayesinde de çok sayıda insana ulaşmıştır.

Şanlıurfa Turizminde Önemli Medeniyet Yerleri

Arkeoloji dünyasında ‘Bereketli Hilal’ olarak anılan ve dünya kültür ve medeniyetlerinin merkezi olarak değerlendirilen bölge olarak kayırlarda yer alır. Şanlıurfa ‘Peygamberler Şehri’ unvanı ile üç semavi dini topraklarında meç eder eserlerle dünya vatandaşları için de kıymetlidir. Kentin genel silueti başta inanç turizmi olmak üzere tarih, arkeoloji, doğa turizmi kapsayıcı ihtişamdadır.

Şanlıurfa ziyaretinde süreyi uzun tutmalı ve en verimli gezi planı için şehrin Turizm Tesisleri Adası, Kutsal Ada, Tarihi Çarşı ve Hanlar Adası, Hoşgörü Adası, Kültür Sokağı Adası olarak kategorize edilen yapısından faydalanılabilir. Şanlıurfa gezisi, bireysel olarak yapılabileceği gibi turlar ve rehberler aracılığı ile ya da kentin belirli noktalarından temin edilebilecek, kent rehberleri ve tanıtım broşürlerinden istifade edilerek gerçekleştirilebilir.

Binlerce Yıllık Urfa Tarihinde İlçelerin Yeri

Şanlıurfa mevcut 13 ilçesi ile ülkenin en büyük ve kalabalık illeri sıralamasında ilk 10 içerisinde yer almaktadır. Şehrin tarihsel geçmişinin farklı yansımalarını barındıran ve mutlaka gezilmesi gereken ilçeleri;  Akçakale, Birecik, Bozova, Ceylanpınar, Halfeti, Harran, Hilvan, Siverek, Suruş, Viranşehir, Karaköprü, Haliliye ve Eyyübiye ilçeleridir. Her bir ilçenin kendine özgü önemi vardır.


Eyyübiye ilçesi kent merkezi olarak kabul edilir ve kentin 2012 yılında ikiye ayrılan ilçelerinden en büyüğüdür. İlçe bu haliyle bile kalabalık nüfusu ile dikkat çeker.  Hemen her ilçenin tarihi, milattan önceye uzanırken; Karaköprü mağara ve içindeki kabartmaların yanı sıra doğal güzelliği ile dikkat çeken ve mesire yeri olarak kullanılan mekânlar arasındadır.

Tarihi İpek Yolu ve Sınır Kapısı

Viranşehir, tarihi İpek Yolu üzerinde ki özel şehirlerdendir. Irak ile sınır kapışımız olan Habur sınır kapısı bu ilçede yer alır. Hz. Eyyüp, Hz. El Yesa peygamberlerinin ve Hz. Rahime Hatun türbelerinin bulunduğu ilçe inanç turizmi açısından da oldukça kıymetlidir.  

Ceylanpınar ilçesi; Asur, Hitit, Abbasi, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemi izlerini fazlasıyla taşıyan ve dünyanın en büyük çiftliğine sahip ilçesidir. Bozova neolitik ve paleoitik çağda yerleşim yeri olarak, günümüzde Harran Üniversitesi su ürünleri meslek yüksekokulu su ürünleri faaliyetleri ile ekonomiye kazandırılan Atatürk Barajı’na sıfır noktasında bir ilçedir.

İlçeler tarım, hayvancılık faaliyetleri, fabrikalar, baraj ve su varlıkları ve tarihi Harran üniversitesi yer alması ve üniversite faaliyetlerinin getirileri gibi farklılıkları ile ayrı ayrı görülmeye değer nitelik kazanmıştır.

Kentin Coğrafi Yapısı

Şanlıurfa tarihi zenginliği, farklı medeniyetlerin izlerini taşıyan yapıları ve manevi doygunluk yaratan türbe, cami ve su oluşumlarından nasibini fazlasıyla almıştır. Bunların yanında, bitki örtüsü ve yabani hayvan açısından yoksun ancak endemik hayvan ve endemik bitki türleri açısından daha zengin kalan bir coğrafyaya sahiptir.

Şanlıurfa’da Bulunan Bitkiler

Fırat nehri ve yakın tarihte yapılan barajların bölgeye verdiği katkı, her ne kadar gözlemlenebilir farklılık yaratsa da, genel olarak step arazi olan kentte yazların sıcak ve kurak geçmişi bitki örtüsünde fakirlik yaşanmasına sebeptir. İlkbahar aylarında papatya, çiğdem, gelincik, devedikeni, yaban buğdayı, sarıçiçek, kekiktir gibi otsu bitkilerle canlanan toprak yaz kuraklığı etkisi altına kısa süre de girerek bu bitki yapısının kaybolmasını sağlar. Ağaç görünümü ise sadece su boylarında yer alır. Kavak ve söğüt ağaçlarından oluşan bu topluluklara yer yer alıç, palamut ve meşe türleri eklense de baskın biti örtüsü halinde değildirler. 

Bölgenin fakir bitki örtüsü içinde ki en büyük zenginliği ise endemik tür varlığıdır. Urfa Peygamber Çiçeği, Karacadağ Çiğdemi, Mezopotamya Sümbülü, Kırmızı Kantaron, Boysuz Hatmi, Baş Kızan, Sarı Peygamber Çiçeği, Geven, Beyaz Peygamber Çiçeği ve Suruç Geveni endemik türleri bölge değerleri arasında yer alır.

Şanlıurfa’da Yaşayan Endemik Hayvan Türleri Nelerdir?

Kelaynak, sürmeli kızkuşu, çizgili İshak kuşu türleri azalan kuşlar arasında olup kentin doğa değerleri arasında yer alır. Kelaynak kuşu varlığını arttırmaya yönelik tesis kurulumu ve çalışmalar yapılmaktadır. Doğa turizmi açısından önemli diğer hayvan varlıkları ise memeliler ve sürüngenler; ceylan, çizgili sırtlan, Fırat kaplumbağası, çöl varanı ve bozkır keleri olarak sıralanabilir. Kayalık ve çöl benzeri toprak yapısı kent genelinde endemik türlerinin ve doğa turizmine katkı sağlayacak yaşam formlarının oluşması ve yurt genelinden farklı olarak bunların gözlenmesine katkı sağlaması açısından kıymetlidir.

Şanlıurfa Gezisi Planlaması Nasıl Yapılmalıdır?


Bu kıymetli kentin gezi planlamasının, süresinin iyi yapılması oldukça önemlidir. Kent inanç turizmine ev sahipliği yapması sebebi ile kandil, bayram gibi dinimizce özel günlerde, ayrıca Musevi ve Hristiyan dinlerinin de merkezlerinden biri sayıldığı için, bu dinlerin özel günlerinde de misafir yoğunluğu yaşanmaktadır. Bu yoğunluk içinde kalmamak için gün planlaması yapmak gerekebilir. Tabi eğer tercihiniz özellikle bu maneviyatı yüksek günlerde kutsal sayılan yerleri gezmek değil ise.

Şanlıurfa’ya Nasıl Gidilir? Nerede Konaklama Yapılır?

Kente hava ve karayolu ile ulaşım sağlanabilir. Şanlıurfa gezisi için özel araç, araç kiralama ya da şehrin toplu taşıma imkânlarını kullanabilir ve her bir gezi noktasına kolaylıkla ulaşabilirsiniz. Konaklama yerini merkeze yakın seçmek, zamanı daha verimli kullanmak adına bir tercih olabileceği gibi bireysel ya da tur gezilerinin alternatiflerini kişisel tercihinize göre şekillendirebilirsiniz. Kent konaklama tercihi çadır kamp olanlar içinde sunduğu seçenekler sayesinde turistlerin daha geniş kalıplarda şehrin güzelliklerinden istifade etmesine olanak sağlıyor.

Şanlıurfa Gezisini Ne Zaman Yapmak Gerekir?

Yılın her mevsimi turist ağırlama kapasitesine sahip olsa da özellikle bahar ayları Şanlıurfa seyahati için uygun olacaktır. Nisan ayı itibari ile planlayacağınız geziyi Eylül sonuna kadar olan uzun bir zaman aralığında gerçekleştirebilirsiniz. Tam bir iç huzur, tarihte yolculuk ve doğanın cömert duruşunu yaşatacak şehrin kendine has lezzetleri, kebapları ve sıra geceleri gibi bulunmaz değerleri ile tanışmayı da ihmal etmeyin.


Şanlıurfa Yemek Yenilecek Yerler


şanlıurfa restaurantları-1

1-Dedecan Ocakbaşı 2-Altın Lokantası 3-Çulcuoğlu Restaurant 4-Oduncu Et Mangal


Dedecan Ocakbaşı  0414 315 25 25
Altın Lokantası  0414 315 34 43
Ciğerci Yusuf   0543 403 84 70
Oduncu Resturant
 0414 315 73 15
Çulcuoğlu Resturant   0505 320 95 95
Ciğerci Arapoğlu   0414 312 44 99
Sevgi Ciğer  0414 314 03 29
Sembol Ocakbaşı
 0414 215 70 49


Şanlıurfa Sıra Geceleri



1-Cevahir konuk evi 2-Gülizar konuk evi 3-Çardaklı Köşk konuk evi 4-Yıldız sarayı konuk evi


Cevahir Konuk Evi 0414 215 93 77
Gülizar Konuk Evi 0414 215 05 05
Çardaklı Köşk 0532 579 83 08
Yıldız Sarayı Konuk Evi 0543 464 60 69


Şanlıurfa Otelleri

şanlıurfa otelleri

1-Hilton Garden 2-Nevali Hotel 3-Dedeman Otel 4-El Ruha Otel


 Hilton Garden    0414 318 50 00 
 Nevali Hotel 0414 318 80 00
 Dedeman Şanlıurfa 0414 318 25 00
 Hotel Grand Urfa 0414 313 13 11 
 El-Ruha Otel 0414 215 44 11 
 Harran Oteli  0414 312 28 60
 Akgöl Otel   0414 313 39 00
 Âla Han Hotel  444 30 10 

© 2021 carwingo.com.tr
whatsapp
telegram

Sitemizin kullanışını iyileştirmek için çerezlerden faydalanmaktayız. Devam etmekle çerez kullanımını onaylamaktasınız.

X